Yıldız Ağacı Hikayesini Oku

Attila DAMAR'ın Yıldız Ağacı Hikayesini Okuyorsunuz. Çok eğleneceksiniz :)


Yıldız Ağacı

Bir varmış bir yokmuş evvel süre için kalbur saman içinde fazlaca eski diyarlarda ve fazlaca eski devirlerde, bir ülkenin sevilen bir padişahı, bu padişahın da Zühre isminde güzeller güzeli bir kızı varmış. Senelerce evladı olmayan padişaha Tanrı yaşlanma döneminde nur topu benzer biçimde bir kız evlât armağan edince, ona “yıldız” anlamına gelen “Zühre” adını koymuş padişah.

Zühre altı yaşına vardığında yüzündeki sıhhat ve güzellik parıltılarıyla gerçek bir yıldız benzer biçimde görenlerin gözlerini kamaştırır olmuş. Ne var ki, sarayın gül bahçesinde oynarken sonbaharın serin rüzgârlarından üşümüş, hastalanmış Zührecik. O gece ağrılarla girmiş olduğu yatağından tekrar kalkamamış ve günlerce ateşler içinde yatmış.

Padişah deliye dönmüş biricik kızının hastalığından. Ülkenin tüm hekimleri tek tek gelmiş olarak bu güzel kızı eski sağlığına kavuşturmak için ellerinden geleni yapmışlar. Fakat bir düzelme, iyileşme yokmuş Zühre’de. Tüm saray, tam ülke umarsızlık içinde derin bir kedere boğulurken umutlar da gün gün erimeye başlamış.

Göklerin gürlediği, süt benzer biçimde şimşeklerin çaktığı ve delice rüzgârların estiği bir gece Zühre iyece kötüleşmiş. Solukları zor fark ediliyormuş artık. Derin uykularda arada bir inliyor, her iniltiyle yaşam bağlarından birini koparıyormuş sanki. Padişah ağlıyor, dualar ediyormuş başlangıcında. Ve Zühre bir yıldız benzer biçimde bu âlemden diğer âleme kayıyormuş hızla.

Padişah son bir kez eğilmiş, omuzlarından tutarak sarsmış yavrusunu.
– Zührem! Yıldızım! Güneşim! Daha başındasın yavrum.
Bu şekilde sav bırakıp gitme ne olur. Gitme!

Bu iç paralayıcı yakarışlar karşısında derin uykularından sıyrılmış, gözlerini açmış Zühre. Dudakları zorlukla kıpırdamış, fısıldamış inleyerek.

– Benim suçum yok baba. Adımı sen Zühre koymadın mı? Bana yıldızım demedin mi? Yıldızlar doğar da söner de babacığım. Bak, tek yıldız yok gökyüzünde bu gece … Ben de onlardan biriyim ve onlar benzer biçimde kararıyorum …

Padişah ölüm acılarıyla kıvranmış bu sözlerden. Doğrulmuş, pencereye yürüyüp devasa kanatları ardınca açmış. Ve gökyüzünün zifir karanlığına başını dikip olanca sesiyle haykırmış:

– Züühree! Zühreee! Zühreeeeee!. ..

Bu acılı ses dağa çarpmış taşa çarpmış, yankılanmış.
Sonrasında dalga dalga akarak derin kış uykularında olan ateşböceklerinin yurduna ulaşmış. Yüzlerce, binlerce ateşböceği yuvalarından havalanıp sesin geldiği yöne vargüçleriyle uçmuşlar ve gelip saray bahçesindeki o büyük çınar ağacının çıplak dallarına konmuşlar. Ve yakmışlar tüm ışıklarını. Koca çınar ağacı, gökteki yıldızlar benzer biçimde parlak ışık noktacıklarıyla dolmuş.

Birden soluğu kesilmiş padişahın. Ağlayan gözleri ağaçtaki binlerce yıldızı görmüş de donup kalmış o şekilde. Sonrasında yatağa koşup minik kızını kucaklamış, pencere kenarına getirmiş.

– Bak Zührem. Sema yıldızla dolu, bak! Yanıldın yavrum, benim yıldızım da parlayacak onlar benzer biçimde. Hadi Zührem aç gözlerini!
Zühre gözlerini açmış,uzak yıldızlar benzer biçimde yanıp sönen binlerce ateşböceğinin ışıkları dolmuş O gözlerine. içi sıcaklanmış birden. Damarlarında kan yerinde ateş yürüdüğünü sanmış. Ve küçücük yüreği bir ürkek kuş benzer biçimde çırpınmış çırpınmış kafesinde.
– Evet babacığım! Ben de o yıldızlar benzer biçimde parlayacağım. Ben Zühren, senin yıldızın… Sönmeyeceğim babacığım …

Sarılıp ağlaşmışlar gece boyu mutluluktan. Ve yağmurlu, soğuk bir gecenin arkasından pırıl pırıl bir sabah doğan. Sessiz, ılık, aydınlık.
Zührecik günler boyu esir kalmış olduğu yatağından ilk kez kalkmış o sabah. Pencereye yürümüş, çamların gerisinden, o yapraklarından soyunuk yüce çınar ağacına dikmiş gözlerini.

– Bu kuru ağacın adı ne babacığım?

– O, yıldız ağacıdır yavrum… Bu mevsimde gün boyu kurur gider fakat gece oldu mu yıldız çiçekleri açar dallarında. Benim yıldızıma yaşam ışıkları gönderir…

Yaşlı padişah, gece ayazında ölen binlerce ateşböceğinin kara noktacıklar benzer biçimde asılı kalmış olduğu kuru dallara bakıp kızını kucaklamış, sımsıcak göğsüne bastırmış.
Bir yaşam sıhhatli ve mutlu yaşamışlar. Darısı okuyanların, dinleyenlerin başına.

Masalın yazarı: Attila DAMAR


Tepkinizi öğrenebilir miyiz?

Sevimli Sevimli
9
Sevimli
Üzüldüm Üzüldüm
25
Üzüldüm
Zekice Zekice
10
Zekice
Süper! Süper!
14
Süper!
Oyhşş Oyhşş
7
Oyhşş
Aman Tanrım! Aman Tanrım!
4
Aman Tanrım!
Hıh Hıh
9
Hıh
Şaşırdım Şaşırdım
7
Şaşırdım

Yorum 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yıldız Ağacı Hikayesini Oku